OYUN DÜNYASINDA YAKIN DÖNEM RETROSPEKTİFİ

24 Ocak 2018

[dropcap]Bilgisayar[/dropcap] oyunları dünyası, son 5-10 yıldır devasa prodüksiyonlara sahne oluyor. Bir tek oyun serisi için yarım milyar dolarlık 10 yıllık prodüksiyon ve reklam bütçelerinden tut da, kendi ‘bağış sistemi’ sayesinde daha yayınlanmadan 175 milyon dolar kazanmış oyunlara kadar her şeyi gördük. Bu uçuk bütçeler on yıllar içinde orta ölçekli oyun yayıncılarını büyük ölçüde silip süpürdü. Geriye kalanlar 1000+ çalışanlı uluslararası devler oldu. Ancak son yıllarda ‘indie’ (indepented – bağımsız) oyun yapımcı/üreticileri ortaya çıktı. Kimisi tek başına, kimisi yine küçük bir yayıncı olarak düşük bütçeli oyunlar piyasaya sürmeye başladı. Bu piyasanın ortaya çıkışında iPhone ve iPad’le başlayan mobil ekosisteminin de etkisi vardı. Ne var ki ilerleyen yıllarda mobil oyun piyasası da milyon dolarları bulan reklam bütçeleri harcamaya başladı.

Bütün bu olaylar kısmen benzer şekilde olsa da Asya piyasasında daha farklı cereyan etti. Burada 100 veya daha az kişilik oyun stüdyo/yayıncıları yaratıcı oyunlar yapmaya devam ettiler. Demon’s Souls ile başlayan Dark Souls serisi gibi bir Japon arcade-rpg, önce Çin’e oradan da Batı’ya sıçrayarak oyun dünyasını büyüledi. Yine Nier: Automata’nın 2017’nin pek çok mecrasında ‘yılın oyunu’ seçilmesi boşuna değildi (bkz. Wired Dergisi). Bu Japon arcade-rpg, androidleri oynadığınız, son derece derin ve keyifli anlatılmış felsefi hikayesiyle başta anime severleri çok etkiledi. Oyunun yapımcısı Platinum, birçokları için dövüş, bulmaca, shooter ve shoot’em up olan, aynı zamanda 3 boyutlu ve 2 boyutlu olabilen bu eserle dünyanın en iyi oyununu yapmıştı.

Yine Japonya’nın ünlü süper starı Hideo Kojima sonunda kendi stüdyosunda yapımcılığını üstlendiğini Death Stranding adlı garip ve muhteşem eserleriyle ( Death Stranding Trailer’ları buradan izleyebilirsin) oyun dünyasını heyecanlandırdı.

Japonya’nın görece eskimiş manga ve anime markalarından biri olan Ghost in the Shell bile en azından Güney Kore’de yayınlanan bir çok oyunculu FPS ile kendine alan buluyor.

Pokemon Go çılgınlığına girmiyoruz bile…

Sonuç olarak  konsol oyunların kalbi olan Japonya, zorluklarla karşılaşmasına rağmen, güçlü atmaya devam ediyor. Onların üretken millet olmasının meyvelerini hep birlikte topluyoruz.

Ancak Amerika’nın ve kısmen Avrupa’nın gücünü de gözardı etmeye çalışmak komik olur. Bu ülkeler mobil oyunların kralları niteliğindeler. Ayrıca en büyük bütçeler de bu ülkelerdeki oyun firmalarının elinde. Batsalar da çıksalar da popüler dünya genre’larını bunlar belirliyor. Overwatch diye bir şey çıktı, şimdi milyonların aktığı bir hit oldu. Altı üstü çok oyunculu bir FPS. Ama o kadar renkli ve dengeli hazırlanmış ki insanlar bayıldı. Oynaması kolay, ustalaşması zor. Altın formül.

En nihayetinde para sonunda Uncharted ve Last of Us gibi inanılmaz hitlere de yol verdi. Bu oyunlar gerçeğe son derece yakın senaryo ve dramaları, inanılmaz aksiyon sahneleri ve fena olmayan, basit arcade/shooter karışımlarıyla insanları büyülediler. Hepsini, kesinlikle oynamalısınız. Nokta.

 

Gelecekten Ne Bekliyoruz?

Retrospektif dedik ama geleceğe de göz atmadan duramıyoruz. Güzelim Mass Effect Andromeda’yı bug’lara kurban eden Bioware’den Anthem’i bekliyoruz. Bu bilimkurgu shooter 2018’de çıkarsa şanslıyız.

FROM Software (Darksouls yapan firma)’den gelecek yeni oyundan haber bekliyoruz. Saçma sapan bir trailer’dan fazlasını istiyoruz.

Last of Us’ın devamını bekliyoruz. Vahşi bir trailer gördük o kadar.

Cyberpunk 2077’yi 2019’dan önce beklemiyoruz ve üzgünüz. Hatta kızgınız!

 

En önemlisi ne?

Eğlenmek. Bilgisayar oyunları bize farklı gerçekliklere kaçarak eşsiz deneyimler yaşama olanağı sunuyor. Bunu eğlence seviyesinde tutmanın ve oyun deneyimlerinizi çeşitlendirmenin daha yararlı olduğunu düşünüyoruz sayın okur. Eğer oyun odaklıysan önce oyunlarını çeşitlendirebilirsin. Daha sonra ilgi alanlarını…

İyi eğlenceler.

 

Bunlar da ilginizi çekebilir