Yaptığın işe gerçekten konsantre olabiliyor musun?

14 Ağustos 2017

Günümüz koşullarında kullanmakta olduğumuz teknolojik aletler kimi zaman hayatımızı kolaylaştırıp bize hız kazandırıyor kimi zaman da sık sık konsantrasyonumuzu bozarak başladığımız işi bitirmenin ya da o işi hakkını vererek yapmanın önünde engel oluşturabiliyorlar. Bu yazımızda çalışırken ya da herhangi bir işle uğraşırken konsantrasyonunu nasıl arttırabileceğini ve dikkatini dağıtan etmenlerden kendini nasıl uzaklaştırabileceğini inceleyeceğiz.

Amerika’nın bağımsız radyo kanalı National Public Radio (NPR) tarafından hazırlanan Hidden Brain isimli programın geçen haftalardaki konuğu, bilgisayar programcısı ve Georgetown Üniversitesi’nde profesör olarak çalışan Cal Newport iş yaparken derinleşme ve dikkat dağıtıcı dış etmenlerden kendini özgürleştirme üstüne pek çok araştırma yapmış ve bu konuyla ilgili Deep Work (Derin Çalışma) isimli bir kitap yazmış. Biz de onun tespitlerine ve tavsiyelerine kulak verdik ve senin için birçok faydalı bilgiyi bir araya getirdik.

Sık Sık Dış Uyaranlara Maruz Kalmanın Bedeli Nedir?

Herhangi bir şeye konsantre olup çalışmaya başlamışken, telefonumuza gelen bir mesaj, bilgisayarımızdaki bir elektronik posta uyarısı ya da sosyal medyada yaptığımız bir paylaşıma gelen bir yorum gibi sebeplerle gün içinde ne kadar da sık bölünüyoruz. Tüm bu dikkat dağıtıcı etmenlerle mücadele etmeye, konsantrasyonumuzu yeniden toparlayıp yaptığımız işe dönmeye farkında olmasak da büyük bir zaman ve enerji harcıyoruz. Her bölünmede performansımız düşüyor ve zihnimiz daha fazla yoruluyor. Profesör Newport’a göre çalışma hayatımızı daha çok tatmin olabileceğimiz bir hale getirmek için bu dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak kalabileceğimiz çalışma saatleri ve ortamları yaratmak önemli bir gereksinim ve düşündüğümüzden çok daha acil bir ihtiyaç. Modern teknolojinin konsantrasyonumuzu bölmesinin pek çok bedeli var ve biz bu bedellerin farkında bile olmadan herkese yetişmeye çalışarak saatlerimizi ve enerjimizi harcıyoruz. Analitik psikolojinin kurucularından Carl Jung göl kıyısında bir kuleye kendisini kapatarak çalışırmış. Mark Twain ise evinden oldukça uzak küçük bir kulübede çalışıyormuş ve ailesi ona yemeğin hazır olduğunu haber verebilmek için bir düdük çalmak zorundaymış. Bu kişilerin ortak özelliklerine baktığımızda hepsinin bazı ortak alışkanlıkları var: Kendilerine dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak kalabilecekleri ayrı bir ‘çalışma ortamı’ yaratıyorlar ve bu ortama düzenli olarak giderek dış dünyadan, gündelik kaostan ve seslerden izole bir şekilde çalışıyorlar. Elbette günümüzde hiç birimizin böyle bir çalışma ortamı yok. Son yıllarda günümüz insanı da artık aynı anda birçok şey ile uğraşmanın verimliliği sekteye uğrattığının bilincine vardığına inanıyor ve tek bir işe konsantre olarak çalıştığında doğru yolda olduğunu düşünüyor. Ancak gözden kaçırdığımız bir şey var: tek bir işle ilgilendiğimizi zannederken her beş-on dakikada bir telefonumuzu kontrol ediyor, mesajları cevaplıyor, önemli bir elektronik posta gelip gelmediğine bakıyoruz. Tüm bunlar çok kısa süreli kontroller de olsa bilişsel çalışmamızı sekteye uğratıyorlar.

Amerika’ da yapılmış bir araştırmada kişilere laboratuvar ortamında zor bir yapbozu yapma görevi verilmiş ve kişiler konsantre olmuş bir biçimde yapbozun üstüne çalışırken çok anlık da olsa onların dikkatini dağıtacak şeyler yapılmış. Bu çalışma sırasında kişiler yapboza geri döndüklerinde performanslarının düştüğü ve eski performanslarına dönmelerinin zaman aldığı tespit edilmiş. İşte bizler de iki saniyeliğine de olsa her telefonumuza bakışımızda ya da elektronik postalarımızı kontrol ettiğimizde dikkatimizi dağıtıyor, eski konsantrasyon ve performans seviyemize geri dönmek için zaman ve enerji harcamak durumunda kalıyoruz.

Yukarıda bahsettiğimiz çalışmadan yola çıkarak şunu söyleyebiliriz: Eğer para kazanma aracımız beynimiz ise ona iyi bakmalı, gereksiz etmenlerle yormamalı ve bilişsel anlamda ‘fit’ kalmaya önem vermeliyiz. (Burada ek bir bilgi olması açısından Beyin Sağlığına Faydalı Yiyecekler yazımıza da göz atabilirsin.) Sürekli olarak beynimizi dışardan gelen uyarıcılarla yormak, performansımızı etkilemekle kalmıyor aynı zamanda kaygılı, gergin ve yorgun hissetmemize de sebep oluyor.

Atlantic Media’nı CTO’sunun yürüttüğü bir çalışma ile çalışanların günde kaç elektronik posta aldığı, bunları okumak ve cevap yazmak için ortalama ne kadar süre harcadığı hesaplanmış ve bu süreler ile kişilerin saatlik ücretleri karşılaştırılmış. Bu araştırma sonucunda çalışanlara sadece elektronik postalar ile uğraşmaları için şirketin yıllık olarak bir özel jet parası tutarında para harcadığı tespit edilmiş! Kısacası elektronik postalara harcanan zamanın ekonomik bir bedeli var ve bu bedel azımsanamayacak kadar yüksek. Bizler elektronik posta yazmayı, cevaplamayı ve okumayı işimizin bir parçası olarak görüyoruz. Ancak Profesör Newport’a göre şimdiye kadar hiç kimse elektronik posta yazıp cevaplayarak bir servet sahibi olmadı! Dolayısıyla verimliliği arttırmak istiyorsak uzayıp giden yazışmaların önüne geçmeli ve etkin çalışma kültürünü oturtmak için çaba sarf etmeliyiz.

Hangi Meslek Grubundakiler Yüksek Konsantrasyonla Çalışamaz?

Amacımız yeni bir teori yaratmak ya da Nobel Ödülü kazanacağımız bir roman yazmak olmayabilir ancak bu, yüksek konsantrasyonla çalışmaya ihtiyacımız olmadığı anlamına gelmiyor. Her birimizin çalışmak için beynimizi kullandığımızı düşünürsek, yaptığımız her iş için ana sermayemizi yani beynimizi doğru kullanmalıyı alışkanlık haline getirmeliyiz. Bütüne baktığımızda, her seviyedeki çalışanın performansını arttırması hem çalıştığı şirkete ve kuruma, hem de ekonominin geneline çok önemli bir katkıda bulunacaktır. Ancak bazı pozisyonlardaki kişilerin bu durumu gerçekleştirmesi elbette diğerlerinden daha zordur. Örneğin bir şirketin CEO’su olarak çalışıyorsan karar verici mercii olman sebebiyle sık sık kişilerle iletişim halinde olman gerekebilir; bu sebeple de iletişim araçlarını kısıtlayarak bir yere kapanıp çalışma şansın diğer kişilerden çok daha azdır. Aynı şekilde devlette belirli kademelerde çalışan kişilerin de işlerinin çevreleriyle sürekli etkileşim halinde olmalarını gerektirmesi sebebiyle her şeyden kendilerini izole ederek çalışmaları mümkün değildir.

Yüksek Konsantrasyon Mutluluğu Arttırıyor

Bir işe yüksek oranda konsantre olarak çalışmak, o işten aldığımız tatmini arttırdığı gibi mutluluğumuzu da arttırıyor. Bu şekilde çalışarak farkındalığımızı güçlendiriyor, yaptığımız işe odaklanıp akışta kalarak çalışıyoruz ve böylece orataya çıkan sonuçtan memnun kalıyoruz. Beynimizi bu yönde eğitmemiz yaşamımızı da daha büyük bir konsantrasyon ve farkındalıkla yaşamımızı sağlayarak mutluluk seviyemizi arttırıyor. Her şeyi yarım bir şekilde yapmak ve yaşamak bizi ne kadar huzursuz ve yorgun hissettiriyorsa, hayatımızdaki pek çok alanda derinleşerek yaşamak da bir o kadar tatmin duygumuzu arttırıyor.

Kendimizi derin konsantrasyon konusunda eğitebiliriz ve pratik yaptıkça daha iyi hale geliriz. Sistematik ve konsantre bir şekilde çalışmak, yaptıkça geliştirilebilecek bir alışkanlıktır. Bu alışkanlığın hayatlarımızdaki yerinin artmasıyla daha fazla içinde bulunduğu anı yaşayan ve yaptığı işten tatmin olan kişiler haline geliriz.

Yüksek Konsantrasyon İle Çalışan Kişilerin Alışkanlıkları Nelerdir?

-Öncelikle pek çoğunun sosyal medya hesabı yok. Bu günümüzde çok uygulanabilir gözükmeyebilir ancak sosyal medyada geçirilen sürenin farkına varılması ve bu sürelerin kısıtlanması olumlu yönde bir adım olabilir.

-Zamanlarını çok organize kullanıyorlar. Günlerini ve saatlerini bir satranç oyuncusu gibi planlıyorlar. O gün için tamamlanması gereken hedeflerini önceden belirliyor ve planlarına sadık kalıyorlar.

-Ruh durumlarının günlerini ve çalışma performanslarını kontrol altına almasına izin vermiyorlar.

-Elektronik posta kutularını sürekli olarak kontrol etmiyor, elektronik posta adreslerini verdikleri kişilere kendilerine anında cevap yazamayacaklarını önceden bildiriyor. İletişim kanallarını sürekli değil, belirli aralıklarla kontrol ediyorlar

-Çalışmaya ayrılmış saatlerinin büyük miktarını yüksek konsantrasyon ile ‘derin çalışma’ya ayırıyorlar. Olabildiğince dış uyaranlardan uzak kalarak işlerine odaklanıyorlar.

-Takvim kullanıyor, günlerini ve haftalarını planlayarak yaşıyor ve çalışıyorlar.

Planlı ve Yüksek Konsantrasyonla Çalışmak Yaratıcılığı Arttırır

Önümüzdeki her bir saat ve gün ne yapacağımızı bilmek sanılanın aksine yaratıcılığı öldürmüyor, arttırıyor. Dış etmenler tarafından bölünmek, sık sık sosyal medya hesaplarında gezinmek ilham vermiyor aksine bizlerin yaratıcılığını olumsuz anlamda etkiliyor. İlham zannettiğimiz gibi sadece boş boş durup düşünürsek ya da gelişigüzel vakit geçirirsek değil, düzenli pratik yaparsak ve kendimizi beslersek her an her yerde bizi buluyor. Aslında yaratıcı insanlar da gününü çok iyi planlayan, düzenli olarak yüksek konsantrasyonla ve akışta kalarak çalışan kişiler.

Daha İyi ve Tatmin Edici Bir Performans İçin Birkaç Tavsiye

-Haftalık ve aylık planlar yapıp her günün sonunda yolun neresinde olduğunu kontrol edebilirsin.Günü yarım kalmış bir iş olmadan bitirmeye çalışabilirsin.

-Günün sonunda çalışma saatin bittiğinde, yaptığın iş elverdiği ölçüde zihnini iş ile ilgili konulara tamamen kapatmayı deneyebilirsin. Günün ilerleyen saatlerinde hala işile ilgili konuları düşünmek ve endişelenmeye devam etmek senin ertesi gün için performansını olumsuz etkileyecektir. Onun yerine çalışırken gösterdiğin odaklanma becerisini iş saatleri sonrasında hayatının geri kalanına da uygulaman hem kişisel mutluluğunu hem de işteki başarını olumlu etkileyecektir.

-Yaptığın iş yüksek konsantrasyon ile çalışma şekline her zaman uygun olmayabilir olmayabilir. Her an ulaşılabilir olman, elektronik postaları hızlıca cevaplaman gereken bir pozisyonda çalışıyor olabilirsin. Bu durumda yöneticin veya birlikte çalıştığın ekibinle iletişim kurarak, derin çalışmayı destekleyecek bir çalışma ortamını/kültürünü birlikte yaratmak çalışabilirsiniz.

-Çoğumuz çalışma hayatımızda etkin çalışmaktansa her zaman ‘müsait ve ulaşılabilir’ olmaya daha çok önem veriyoruz. Bu noktada bir denge sağlamamız ve hayatlarımızdaki en kıymetli kaynaklardan birinin zaman olduğunu bilerek onu nasıl kullandığımızı gözlemlemiz ve yeniden şekillendirmemiz çok önemli. Aslında uzun dönemli düşündüğümüzde her an herkes için müsait olmanın o anda etrafımızdaki kişileri memnun etse de uzun vadeli hedeflere hiçbir katkı sağlamadığını görebiliriz.

-Günümüz çalışma ortamında ne kadar çok çalıştığımızı ispatlayabilmek için pek çok elektronik posta göndermemiz ve bize gelenleri de hızlıca cevaplamamız gerektiğini düşünüyoruz. ‘Ne kadar çok elektronik posta yazarsam ve ne kadar yoğunsam o kadar çok işe yaradığımı gösteririm’ gibi bir yanılsamamız var. Oysa ki tüm bu işlere zaman ve enerji harcayarak kendimizi inovatif ve yaptığımız işe gerçekten katkı sağlayan fikirler yaratmaktan alıkoyduğumuzun farkına varmalıyız.

Amacımız hep yoğun olmak ve bunu çevremize göstermekten ziyade zamanımızı etkin kullanmak olmalı.

-Özellikle bilgisayar programcılarının bildiği ve kullandığı bir zaman planlama tavsiyesiyle bu bölümü bitirelim. Pomodoro Tekniği ile yaptığın işe yüksek düzeyde konsantre olabilir ve işlerini tamamlayarak, sırayla başka bir işe geçme sistemini oturtabilirsin. Bu tekniğe göre yapacağın işleri sıralaman ve her 25 dakikada bir çalacak olan alarma kadar bu işlerin üstüne bölünmeden çalışman gerekir. Dört adetten az 25 dakikalık görevi tamamladığında 3 ile 5 dakika arasında kısa bir mola verebilirsin. Dört adetten fazla Pomodoro periyodunu tamamladığında ise 25-30 dakikalık bir mola verebilirsin. Bu uzun moladan sonra yine aynı sistemle devam edebilirsin. Burada amaç 25 dakikalık çalışma dilimlerinde sadece yaptığın işe konsantre olman ve aklına konu dışı bir şey gelmesi halinde bunu not alman ve yaptığın işe kaldığın yerden devam etmendir. Bu çalışma tarzını oturtmak istersen destek alabileceğin pek çok telefon uygulaması olduğunu ve süreleri işlerine göre kendi istediğin gibi ayarlayabileceğini de belirtelim (ideali yirmibeş dakikalık çalışma dilimleridir ancak bu süreler arttırılabilir veya azaltılabilir).

Sonuç olarak günümüzde herhangi bir işe bölünmeden odaklanabilmek ve yüksek konsantrasyonla çalışmak gerçek anlamda bir planlama, dikkat ve çaba gerektiriyor. Eğer potansiyelini olabildiğince yüksek düzeyde kullanmak ve yapabileceğinin en iyisini ortaya çıkarmak istiyorsan sen de dikkatini dağıtan, en iyisini ortaya koymanın önünde engel teşkil eden unsurları en kısa sürede fark et ve kolları sıva! İster iş ortamında, ister çok ilgini çeken bir kitabı okurken istersen de hobinle ilgilenirken sadece ona odaklanmak başarı ve mutluluk düzeyini arttırmakla kalmayacak beynini de daha sağlıklı kılacak.

Bunlar da ilginizi çekebilir