SAKİN ŞEHİR BOLONYA

13 Eylül 2017

Yaza yavaş yavaş veda ederken gözümüzü alternatif sonbahar lokasyonlarına çevirmeye başladık bile. Yaz boyunca bol bol deniz ve plaj keyfi yaptıysak artık biraz da yeni şehirleri keşfetmeye zaman ayırabiliriz. Senin için İtalya’nın fazla popüler olmayan ancak pek çok saklı zenginliğe ev sahipliği yapan, dingin şehri Bologna’yı araştırdık. Dünyanın en eski üniversitesine sahip, 18. Yüzyılın ikinci yarısı boyunca müzik eğitiminde Avrupa’nın merkezi olan, 1700’lerde üstün yetenekli kastrato Farinelli’nin de hayatını sürdürmek için tercih ettiği; eğitimin, sanatın ve estetiğin şehri olan Bolonya’nın tadını çıkarmanın tam zamanı. Şimdi okuyacağın yazı klasik bir seyahat yazısından farklı olacak. Seninle sadece şehrin en turistik mekanlarını değil, turist rehberlerinin es geçtiği güzellikleri ve şehri bir Bolonyalı gibi yaşamanı sağlayacak tavsiyelerimizi paylaşacağız.

 

Görmeden Dönme

Bolonya’nın Gizemli Kanalları: Venedik kadar olmasa da Bolonya’nın kanalları da mutlaka görülmeye değer. Kanalların şehrin birkaç noktasına adeta gizlenmiş olmaları ve pek çok turist rehberi tarafından ilgi görmemeleri, onları daha da gizemli ve cazip kılıyor. Çeşitli kaynaklarda, tarih boyunca kanallar sayesinde enerji üretildiği, değirmenler kurulduğu ve geçmişte Bolonya’nın Avrupa’nın ipek dokuma merkezlerinden biri haline gelmesini kanallara borçlu olduğu belirtiliyor.

Asinelli ve Garisenda Kuleleri: Orta Çağ’da yapılmış olan ve şehrin en ünlü kuleleri olma özelliği taşıyan Asinelli 97, Garisenda ise 48 metre yüksekliğe sahip. Bu kuleler yıllar boyunca pek çok farklı şekilde hizmet etmiş Bolonyalılara. Bilimadamları yer çekimi ile ilgili deneylerini bu kulelerde yaparken, dünya savaşları sırasında ise şehri korumak amacıyla gözlem kulesi olarak kullanılmışlar. Bolonya’yı yüksekten görmek istersen 3 euro karşılığında şehrin en yüksek kulesi olan Asinelli Kulesi kulesine daracık merdivenleri kullanarak tırmanmalı ve bu tarihi şehri olabilecek en yüksek noktadan izlemenin tadına varmalısın. 97 metre yükseklikten gördüğün, kırmızı tuğlalı yapıların çokluğu sebebiyle kızıl bir imaja sahip olan Bolonya görüntüsü uzun süre aklından silinmeyecek.

Teatro Anatomico: Bibliotecha Üniveristesi’nde yer alan ve 17. Yüzyılda tıp öğrencilerinin kadavra incelemesi ve öğretmenlerin kadavra ile ders işlemesi için kurulan bu derslik, ahşap heykelleri ve tavan oymaları ile çok etkileyici. Şehri turlarken Teatro Anatomico’ya uğramakta ve bu atmosferi yaşamakta fayda var.

Bologna Üniversitesi: 1008 yılında ‘öğrenciler tarafından ve öğrenciler için’ kurulan Bologna Üniversitesi, Avrupa’nın ve hatta batı dünyasının en eski üniversitesi olma özelliği taşıyor. Yüzlerce yıl içinde gelişmiş ve giderek daha da köklü bir hal almış olan eğitim geleneğinin her bir tuğlaya, binaya ve avluya, kısacası üniversitenin tüm atmosferine ve bileşenlerine sinmiş olduğu bu tarihi eğitim yuvasını mutlaka ziyaret etmelisin. Bolonya Üniversitesi’nde sadece eğitim yok; statükoya başkaldırma, sanata sonsuz değer verme, eşsiz bir mimari ve  özgürlük hissi de var.

Teatro Comunale di Bologna: Tatilini planlarken, seyahat günlerini bu tarihi konser ve tiyatro salonunda bir konser, dans ya da opera izleyebilecek şekilde organize etmeni öneririz. Muhteşem akustiği, rahat koltukları, göz kamaştıran mimarisi ve süslemeleri ile müzik tarihinde bir yolculuğa çıkmış gibi hissedeceksin.

Cinema Modernissimo: 1915’te yapılmış olan ve dönemin gazetecileri tarafında ‘elegan ve modern’ ifadeleriyle halka duyurulan Cinema Modernissimo, art nouveau sanat akımından etkilenerek süslenmiş, binlerce klasik filme ev sahipliği yapmış çok etkileyici bir sinema. 3.5 milyon Euro tutarında maddi destek elde ederek, son yıllarda bir renovasyon sürecinden geçen Cinema Modernissimo’ya yolunu mutlaka düşürmeli ve Bolonya’ın merkezinde, yerin altına saklanmış olan bu tarihi sinemayı ziyaret etmelisin.

  

Yemeden Dönme

Bolonya’nın da içinde bulunduğu Emilia-Romana bölgesi, uluslararası yemek sahnesine çok büyük katkılarda bulunmuş bir coğrafya olarak biliniyor ve İtalyanlar tarafından ülkenin ‘yemek başkenti’ olarak anılıyor. Balzamik sirke, tortellini, tagliatelle alla bolognese, mortadella ve lazanya bu bölgeden çıkan, dünyaca ünlü lezzetlerden sadece birkaç tanesi. Bolonya’da yemek kalitesinin bu kadar yüksek olması ve kişilerin lezzetli tatlara olan düşkünlüğü, hayatı yaşayışlarını her anlamda etkilemiş durumda. Bolonyalılar güzel bir yemeği, şarabı ve kahveyi hiçbir şeye değişmiyorlar, sadece karınlarını değil ruhlarını da doyurmak için yemek yiyorlar. Burada bulunduğun süre boyunca, bol bol tortellini, tagliatelle ve benzeri İtalyan yemeklerini yemeğe çalış. Tattığın tüm lezzetlerin damağında unutulmaz hisler bırakacağına emin olabilirsin.

Sen de İtalyan yemeklerine düşkünsen ve evinde bu lezzetlerden pişirmek gibi bir hevesin varsa, seyahatin sırasında yolunu PASTIFICIO PAOLO ATTI & FIGLI’ye düşürmeni tavsiye ederiz. Burası eski ve geleneksel bir yemek dükkanı. İçinde çeşit çeşit makarnalardan salamlara, soslardan peynirlere kadar envai çeşit lezzet satılıyor. Tortellini’lerin tadı kadar, içlerine kondukları art-nouveau desenli kutuların güzelliği de insana inanılmaz keyif veriyor.

Gelato yani İtalya’nın meşhur dondurmasının Bolonya’da bir üniveristesi ve hatta müzesi bulunuyor! Şehrin pek çok noktasında gelato yiyebileceğin gibi bu üniversiteyi ve müzeyi gezerek unutulmaz bir deneyim yaşayabilir, dondurma ile ilgili merak ettiğin her şeyi öğrenebilirsin.

Bolonya gerek Avrupa tarihindeki önemli konumu, gerek içinde bulundurduğu pek çok kıymetli mimari yapısı, heykelleri, meydanları, kuleleri ve müzeleri ile çok değerli bir şehir. Ancak bizim sana tavsiyemiz burada bulunduğun süre boyunca, klasik bir turist gibi şehrin popüler noktaları arasında koşturmak yerine, tıpkı Bolonyalılar gibi sakin ve kendinden emin bir şekilde zamanını geçirmen. Lezzetli yemeğinin tadını acele etmeden çıkar, şarabını yudumlarken sokaklardan gelip geçenleri gözlemle, tarihi güzelliklerin farkına var ve onları içinde hisset. Tıpkı dingin, kendinden emin, sanata değer veren ve muhteşem lezzetler ile hayatın tadını çıkaran ve bu keyif anlayışını yaşamının tüm alanlarına yayan bir Bolonyalı gibi davran…

Bunlar da ilginizi çekebilir