MİNİMALİST VE MUTLU

18 Ekim 2017

Son zamanlarda her an, her yerde karşımıza çıkan ve giderek daha fazla insan tarafından ilgiyle takip edilen bir trend var: Minimalizm. Minimalizm dediğimizde aklımıza ne geliyor? Bomboş odalar, sade kıyafetler, az eşya ile sürdürülen bir hayat? Aslında Minimalizm bunların çok daha ötesinde bir kavram. Bu yıl Nisan ayı itibariyle Netflix’in tüm dünyada yayına soktuğu Minimalism: A Documentary About Important Things isimli belgeselde de altının çizildiği üzere, minimalist olmak hayatımızda bize hizmet etmeyen, zamanı geçmiş her şeyden kurtulmak ve kendini özgürleştirmek anlamına geliyor. Kendimizi kurtarmamız ve özgürleşmemiz gereken şey bazen yıllardır giymediğimiz bir kıyafet olur bazen bir duygu… Kimi zaman bize hiçbir yararı olmayan ve bizi mutsuz eden ilişkiler olur kimi zaman ise o hiç kullanmadığımız katı meyve sıkacağı… Peki tüm bunlardan arındığımızda minimalizm bize ne vadediyor? Daha az stres, daha fazla konsantrasyon, daha fazla zaman, daha fazla özgürlük, kısacası günümüz insanın çok ihtiyaç duyduğu her şey…

 

Minimalizm’in Yükselişinin Sebepleri

Son yıllarda daha sade, az ve öz bir yaşamı arzulamamızın ve özellikle de milenyum kuşağının (1981-2000 yılları arasında doğanların) giderek minimalist bir yaşam tarzını benimsemesinin ardında bazı sebepler var. İşte bu sebeplerden bazıları:

Teknolojideki gelişmelerle birlikte hareket imkanı arttı: Artık telefon, tablet veya bir dizüstü bilgisayarın olduğu her yer ofisimiz olabiliyor. Serbest ya da proje bazlı çalışanlar; cafeleri, kütüphaneleri ya da ortak çalışma alanlarını ofis olarak kullananlar giderek çoğaldı. Hatta artık kırsal bölgelerde yaşayıp, şehirlerdeki şirketlere uzaktan iş yapan kişiler bile var. Bu şartlarda yaşamak ve çalışmak isteyen kişilerin az eşya ile işlerini yapabilmeleri önemli, aksi halde bu hareket özgürlüğüne sahip olmak mümkün değil.

Paylaşım Ekonomisi Giderek Büyüyor: Yine teknolojideki gelişmeler ve internet üstünden sosyal ağların büyümesi sayesinde ihtiyaçlarımızı kolayca başka insanlardan karşılayabiliyoruz. Örneğin  geçici bir süre ihtiyaç duyacağımız bir aleti kiralayabiliyor ya da ödün alabiliyoruz.

Artan Çevresel Kaygılar: Çevre duyarlılığı en yüksek kuşak olan milenyum kuşağı olarak; yok olan göllerin, bitki ve hayvan türlerinin farkındayız; son birkaç yıl içinde olumsuz mevsimsel değişimlerin nasıl da arttığını görüyor ve deneyimliyoruz. Bu sebeple de çevreyi korumanın en önemli ayaklarından birinin gereksiz tüketimi ve buna bağlı olarak oluşan karbon ayak izini azaltmak olduğunu biliyoruz. Bu da bizi ister istemez daha az tüketmeye, yerel ürünlere yönelmeye ve ihtiyaç duymadığımız eşyalarımızı elden çıkarmaya yönlendiriyor.

Deneyim mi Mülkiyet mi? Kesinlikle Deneyim! Son yıllarda artan başka bir trend ise bol bol deneyim kazanmak. Bizi şaşırtacak lokasyonlara seyahat etmek, değişik lezzetler tatmak, çeşitli atölyelere katılıp yeni beceriler edinmek çok şık bir plazma televizyondan çok daha kıymetli. Dolayısıyla kazandığımız parayı eşyalara değil yeni deneyimlere harcamayı tercih ediyoruz.

Bazı uzmanlara göre yukarıda saydığımız nedenlere ek olarak; dünya çapında artan işsizlik, büyük firmalara olan güvenin kaybedilerek küçük üreticiye yönelinmesi ve ‘yetişkinliği erteleme çabası’ da günümüzde minimalist yaşam tarzını tetikleyen sebepler olarak düşünülebilir.

 

Minimalizm Ama Nasıl?

Her şeyi satılacak ve pazarlanacak bir meta haline dönüştürme konusunda usta olan Amerikalılar, minimalizmi de bir ‘ürün’ olarak satmaya başladı bile. Öyle ki ‘Nasıl minimalist olunur?’ temalı kurslar düzenleyerek insanlara az ve öz ile yaşamayı öğreteceğini iddia eden kişiler bile var! Aynı şekilde minimalizmi anlatan sayısız kitap basılmış durumda; ki bu da işin ruhuyla çelişiyor bize göre.

Hayatını biraz daha sadeleştirmek isteyen ancak nereden başlayacağını bilemeyen kişiler için ilham ve motivasyon kaynağı olabilecek pek çok yayın Youtube, Instagram ve Pinterest gibi dijital kanallarda bol miktarda bulunuyor. Dolabını, evini, finansal durumunu, sosyal medya hesaplarını, hatta ilişkilerini bir düzene sokmak ve yaşamını kaostan uzaklaştırıp dingin bir alana taşımak için yapılabilecek birkaç tavsiyeyi aşağıda paylaşıyoruz. Bu önerilerden her birine sadece bir gün ayırarak ya da bir süre boyunca tek bir konuya odaklanarak hafifleyebilir ve daha sade bir hayatı yaşama pratiğini edinebilirsin.

1- Dolabını düzenle. Bir seneden fazla zamandır kullanmadığın tüm kıyafetlerini ayır ve ihtiyaç sahibi kişilere ulaştır.

2- Eski, bozuk ve hiçbir zaman kullanılmayacak tüm dijital aletlerden, parçalardan, kablolardan kurtul.

3- Bazı günler 24 saat boyunca hiçbir şey satın alma ve bunun nasıl bir his olduğunu deneyimle.

4- Kütüphaneni düzenle, bir daha hiç okumayacağın kitapları ayır.

5- Birbirinden bağımsız eşyaların stoklandığı tüm karışık çekmeceleri, kutuları, sepetleri düzenle.

6- Evrak, fatura, garanti belgesi gibi kağıtları düzenle, ihtiyacın olmayanları çöpe at.

7- Meditasyon yap (Tercihlerin konusunda farkındalığını arttırmanın en iyi yollarından biri meditasyondur).

8-Bazı hafta sonları dijital detoks yap; sosyal medya, mail ve benzeri internetle ilişkili her türlü kanaldan uzak dur.

9- Hayır demeyi öğren. Evet sade ve huzurlu bir hayat yaşamak istiyorsan hayır demeyi öğrenmeli ve istemediğin herhangi bir şeyi hayatına sokmama becerisini edinmelisin.

10- Mail kutunu düzenle, ilgilenmediğin aboneliklerden çık.

11- Niteliği niceliğe tercih et. Çok fazla ancak düşük kaliteli eşya ve kıyafetleri satın almak yerine, kaliteli ve uzun yıllar bozulmadan kullanabileceğin giysilere yatırım yap.

12- Sana zarar veren alışkanlıklarını gözden geçir, onları hayatından çıkarmak için plan yap.

13- İlişkilerini gözden geçir, sana keyif vermeyen ilişkileri neden devam ettirdiğini düşün ve bu alana da bazı düzenlemeler getir.

14- Bir şeyi satın almadan önce o şeye gerçekten ihtiyacın olup olmadığını, ne kadar sıklıkla kullanacağını, aynı işleve sahip başka eşyaların olup olmadığını değerlendir.

Minimalist bir yaşam tarzını benimsemek, parayla ve eşyalarla bir illüzyonu satın almanın ötesine geçemediğimizi fark etmekle başlıyor; ilişkilere, duygulara, hatta işimize kadar hayatımızın her alanına uzanıyor. Örneğin çok yoğun olduğumuz bir dönemde, bir kitap satın aldığımızda, aslında onu okumanın hayalini satın alıyoruz. İşte bunu fark edip kendimizi durdurabildiğimiz an, hayatımızda dönüşüm başlıyor. Yine çok benzer bir şekilde, internette farkında olmadan saatlerce vakit geçirirken, bize ait olmayan hayatların hayalini yaşadığımızı anlayıp, aşırı miktarda sosyal medya kullanımının önüne geçerek zamanımızı daha anlamlı kullanmaya başlayabiliriz. Kısacası minimalizm her an her yerde hayatımızın bir parçası olabilir. Önemli olan bu farkındalığı kazanmak. Bu farkındalıkla düzene soktuğumuz hayatımızda; daha az eşya, daha az toksik ilişki, daha az dijital bağımlılık daha az kaos ancak daha fazla düzen, huzur, dinginlik, zaman ve enerji olacaktır.

Bunlar da ilginizi çekebilir