ÇEVREYE VE BEDENİMİZE SAYGILI, GERÇEK DOĞAL GİYİM

5 Kasım 2017

Son yıllarda gerek doğanın dengesinin büyük bir hızla bozulması; gerek astım, alerji, kanser gibi hastalıkların görülme sıklığının giderek artmasıyla birlikte, tüketim tercihlerimizi daha fazla sorgular olduk. Midemize giden bir yiyeceğin, her gün kullandığımız deodorantın, nevresim takımlarımızı yıkadığımız deterjanın ve giydiğimiz kıyafetlerin hangi şartlarda üretildiğini ve içeriğinde sağlığa zararlı maddelerin olup olmadığını araştırmaya başladık. Bilincimiz arttıkça gördük ki, sağlıklı yaşam düzenli spor yapmaktan ya da mevsiminde sebze tüketmekten ibaret değil. Artık biliyoruz ki, yediğimiz yiyecekler kadar üzerimize giydiğimiz kıyafetler de genel sağlığımız üzerinde oldukça etkili. Bu yazımızda seninle, vücudumuzun en büyük organı olan derimizle her gün, her an temas halinde olan tekstil ürünlerini masaya yatıracağız.

Sağlıklı ve Doğal Tekstil Ürünleri Nasıl Olmalı?

Sağlıklı ve doğal tekstil ürünü dediğimizde; ipliğinden aksesuarına kadar insan sağlığına zarar vermeyen materyallerin kullanıldığı ve üretim aşamasında sürdürülebilir yöntemlerin tercih edildiği ürünleri kastediyoruz. Küreselleşen dünyada, son yıllarda tekstil ürünlerinde seçenekler giderek arttı ve fiyatlar ucuzladı. Artık her segmente hitap eden, çok farklı fiyat aralıklarındaki ürünler, dünyanın dört bir yanında üretiliyor ve satılıyor. Yalnız ne yazık ki Uzakdoğu, Afrika ve Güney Amerika gibi ülkelerde kontrolsüz bir şekilde üretilen ürünler fiyat olarak ucuzlar ancak kalite açısından sınıfta kalıyorlar. Biliyoruz ki bu ürünler kullanıcı sağlığına uzun vadede büyük zarar veriyorlar ve biz bu zararları başımıza kötü bir şey gelene kadar fark etmiyoruz.

Yazımızın başında da dile getirdiğimiz gibi bedenimize iyi bakmanın pek çok yolu var ve bu yollar sadece sağlıklı beslenmek ve spor yapmakla kısıtlı değil. Kullandığımız tekstil ürünlerinde de çok dikkatli olmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Bizim tavsiyemiz, öncelikle mevcut dolabını büyüteç altına alarak işe başlaman. Kıyafetlerini gözden geçir: ürün içerikleri nedir, renk veriyorlar mı, sentetik ağırlıklı ürünler neler, tenine doğrudan temas eden iç çamaşırlarında ya da pijama gibi gece uyurken giydiğin kıyafetlerinde değişiklik yapmana ve daha sağlıklı seçimlere yönelmene gerek var mı? Bu değerlendirmeyi yaptıktan sonra, elemen gereken kıyafetlerini belirle ve dolabını zararlı ürünlerden arındır.

Sağlıklı bir gardrobu korumanın en önemli ayaklarından biri diğeri de bundan sonra yapacağın alışverişlerde bilinçli davranmaya devam etmen. Alışveriş yaparken seçimini tamamen saf ve doğal kaşmir, pamuk, merino yünü gibi ürünlerden yana yapman, satın aldığın ürünün iplikleri işlenirken insan sağlığına zararlı herhangi bir işlemden geçmediklerinden emin olman çok önemli. Tüketicinin giderek bilinçlendiğinin farkında olan ve müşterisinin sağlığını önemseyen markalar; bu konuda çok özenli davranıyor ve ipliğinden aksesuarına, boyasından paketine kadar, ürünlerini sağlıklı, doğal ve kaliteli malzemelerden üretmeye önem veriyorlar. Unutmamalıyız ki kıyafetlerin üretim aşamasında kullanılan kimyasallar yıkama ile çıkmıyor ve sürekli olarak vücudumuzla temas etmeye devam ediyorlar. İşte tam da bu sebepten, hem doğal iplik kullanan hem de bu iplikleri kullanırken zararlı kimyasallara başvurmayan markalar tercimiz olmalı.

Yıkama Aşamasında da Sağlıklı Tercihler Yapılmalı

Öncelikle bilmeliyiz ki, yüksek parfüm içeren deterjanlar her ne kadar güzel koksalar da cildimiz ve genel sağlığımız için zararlı olabiliyorlar. Bu durumda alışkanlıklarımızı değiştirerek, yüksek oranda parfüm içermeyen ve organik/ekolojik özellikler taşıyan deterjanlara geçmeli, hem kıyafetlerimizi hem de her gün havasını soluduğumuz evlerimizdeki perde, nevresim takımı, battaniye gibi ürünleri bu deterjanlarla yıkamalıyız.

Kıyafetlerimizin güzel kokmalarını ve yumuşacık olmalarını sağlayan yumuşatıcılardan vazgeçmenin zamanı geldi. Bu yumuşatıcıların çoğunun içinde kumrin, benzil salisilat, benzisotiazolinon ve parfüm gibi cildi tahriş eden, bağışıklık sistemine zarar veren, endokrin sistemini bozan ve alerjik tepkilere sebep olan maddeler bulunuyor. Bu katkı maddeleri sadece kullanan kişinin bedenine zarar vermekle kalmaz, çoğunlukla çevreye de zarar verirler. (Deterjan ve yumuşatıcıların içindeki zararlı maddelerle ilgili daha detaylı bilgi için www.zehirsizev.com isimli siteyi inceleyebilirsin). Eğer ben yumuşatıcısız yapamam, tüm kıyafetlerimin yumuşacık olmasını istiyorum diyorsan, her yıkamada çamaşır makinesinin yumuşatıcı gözüne bir Türk Kahvesi fincanı elma sirkesi ya da beyaz sirke koyabilirsin. Sirke çamaşırlarını yumuşatır ve kötü bir koku da bırakmaz. Çamaşırlarının güzel kokmasını istiyorsan, sevdiğin güzel kokulu bir uçucu yağdan (mesela lavanta yağından) iki üç damla kadar yumuşatıcı gözüne ekleyerek çamaşırlarını yıkayabilirsin.

Dünyanın yeni düzeninde her konuda bilincimizi arttırmak ve daha doğru tercihler yaparak hayat kalitemizi yükseltmek, eskisine kıyasla çok daha kolay. Bilgi her yerde. Tek yapmamız gereken araştırmak, bilinçlenmek ve edindiğimiz bilgileri hayatımızın her anına yansıtmak. Elimizdeki en kıymetli araçlardan biri olan bedenimize iyi bakmak aslında düşündüğümüzden çok daha kolay. Yeter ki algılarımızı açalım ve seçimlerimizi sağlıklı, doğal ve kaliteli ürünlerden yana yapalım.

Bunlar da ilginizi çekebilir